Sakin Şehirde Beklenmedik Bir Şok
25 Ocak 2026 sabahı, Hazar Denizi kıyısındaki Reşt şehri uyanırken, önceki gece yaşanan dehşetin boyutundan habersizdi. İran'ın Gilan eyaletinin başkenti Reşt, uzun süredir süregelen protestoların nispeten sakin bir merkeziydi. Ancak 24 Ocak akşamı başlayan ve resmi adıyla 'İki Gece Operasyonu' olarak anılacak olan olaylar zinciri, şehrin imajını ve halkın direncini derinden etkiledi. İran İnsan Hakları (IHR) örgütünün ilk raporlarına göre, bu operasyon, merkezi hükümetin protestoları bastırmaya yönelik benzeri görülmemiş bir girişimiydi ve Reşt'in tarihinde kara bir leke olarak yerini alacaktı. Şehir sakinleri, tanıdık caddelerinde yükselen çığlıkların ve yoğun silah seslerinin yankılandığı o gecenin korkusunu unutamayacaktı.
Özellikle Şehit Beheşti Bulvarı ve Kültür Meydanı çevresi, şiddetin en yoğun yaşandığı noktalar oldu. Görgü tanıkları, güvenlik güçlerinin sivil giyimli milislerle birlikte kalabalığa doğrudan ateş açtığını aktardı. Amnesty International'ın 'İran: Kanlı Bastırma' başlıklı raporunda, 24 Ocak gecesi Reşt'te en az 32 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlercesinin yaralandığı ve 500'den fazla kişinin gözaltına alındığı belirtiliyordu. Yaralılardan birçoğu, hastanelerde tedavi görme konusunda ciddi engellerle karşılaştı. Bu, devletin sağlık hizmetlerini bile bir baskı aracı olarak kullanmaya çekinmediğini gösteriyordu. O gece, Reşt sokakları kanla ve umutsuzlukla doluydu, şehrin tarihi dokusuna derin bir yara bırakmıştı.
'Kadın, Yaşam, Özgürlük' Direnişi ve Reşt
Reşt, Mahsa Amini'nin 2022'deki ölümünden bu yana başlayan 'Kadın, Yaşam, Özgürlük' (Jin, Jiyan, Azadi) hareketinin önemli merkezlerinden biriydi. Şehrin üniversite gençliği ve kadınlar, İslami rejimin dayattığı kısıtlamalara karşı düzenli olarak seslerini yükseltmişlerdi. Özellikle 2025'in son çeyreğinde protestoların yeniden şiddetlenmesiyle birlikte, Reşt'teki gösteriler daha örgütlü ve kararlı bir hal almıştı. Bu durum, hükümetin dikkatini çekmiş ve Reşt'i 'potansiyel bir tehdit' olarak görmesine neden olmuştu. Reşt Üniversitesi öğrencisi Sara Ahmadi, IranWire'a verdiği röportajda, 'Her cuma namazından sonra toplanırdık. Bizi dağıtmak için biber gazı kullanıyorlardı ama asla bu kadar vahşi olmamışlardı' diyordu. Bu açıklamalar, yaklaşan trajedinin ayak sesleriydi.
Protestolar sadece başörtüsü kurallarına karşı değil, aynı zamanda ekonomik sıkıntılara, yolsuzluğa ve siyasi özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı da bir tepkiydi. Reşt'in tarihi Çarşı Meydanı'nda esnafın kepenk kapatma eylemleri, halkın geniş kesimlerinin rejime olan memnuniyetsizliğini gözler önüne seriyordu. Boroumand Center'ın topladığı verilere göre, Reşt'teki protesto sayısı, 2025 yılı boyunca İran'ın diğer şehirlerine kıyasla en yüksek üçüncü sıradaydı. Bu istatistikler, Reşt'in sadece bir şehir değil, aynı zamanda ülkedeki geniş çaplı muhalefetin güçlü bir sembolü olduğunu kanıtlıyor ve rejimin neden bu şehri hedef aldığını açıklıyordu. Rejim, bu sembolü kırmak istiyordu ve bunun için her şeyi göze almıştı.
| Kategori | Sayı (IHR Tahmini) |
|---|---|
| Hayatını Kaybedenler | 68 |
| Yaralılar (Hastaneye Yatanlar) | 310 |
| Gözaltına Alınanlar | 850 |
| Kayıp Bildirilenler | 15 |
24 Ocak Gecesi: Kanlı Bir Baskın
Karanlık 24 Ocak gecesi, güvenlik güçleri ve Devrim Muhafızları, önceden planlanmış bir operasyonla Reşt sokaklarını kuşattı. Reuters ve BBC Türkçe kaynaklarına göre, operasyonun hedefi, şehirdeki protesto liderlerini ve aktivistlerini hedef almaktı. Ancak uygulanan yöntem, ayrım gözetmeksizin sivilleri de kapsıyordu. Akşam saat 22:00 sularında başlayan baskınlar, özellikle Bahonar Bulvarı ve Golsar mahallesinde yoğunlaştı. Eve dönen vatandaşlar ve yoldan geçenler, zırhlı araçlardan inen güvenlik güçlerinin rastgele ateş açmasıyla karşılaştılar. IHR'ye konuşan bir görgü tanığı, 'Evimizden dışarı bakmaya korkuyorduk. Silah sesleri hiç susmuyordu. Komşumuzun oğlu, ekmek almaya giderken vuruldu' ifadeleriyle o anki dehşeti anlattı.
25 Ocak Gecesi: Dehşetin İkinci Dalga
İlk gecenin ardından 25 Ocak'ta Reşt'te gerilim doruktaydı. Şehrin hastaneleri, yaralılarla dolup taşarken, morglar kapasitelerinin üzerine çıkmıştı. Protestocular, intikam yemini ederek yeniden sokağa dökülmeye başladı. Ancak bu kez, güvenlik güçleri daha da sert ve acımasızdı. İkinci gece, Reşt'in tarihi merkezindeki Şehit Motahari Caddesi ve Cumartesi Pazarı civarında daha da kanlı olaylar yaşandı. Amnesty International raporlarına göre, birçok yaralıya bilerek tıbbi yardımın engellendiği, hatta sağlık personelinin tehdit edildiği vakalar kaydedildi. Sosyal medyada hızla yayılan görüntülerde, güvenlik güçlerinin yaralıları yerlerde sürüklediği ve boş caddelerde bile ateş açtığı görüldü. Bu durum, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından savaş suçu olarak nitelendirildi.
Evimizden dışarı bakmaya korkuyorduk. Silah sesleri hiç susmuyordu. Komşumuzun oğlu, ekmek almaya giderken vuruldu.
Uluslararası Tepkiler ve İç Yansımalar
Reşt'teki katliamlar, uluslararası alanda büyük yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, İran hükümetini kınayan ve bağımsız bir soruşturma çağrısında bulunan acil bir bildiri yayınladı. Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri de İran'a yönelik yeni yaptırımlar uygulama kararı aldıklarını duyurdu. Özellikle İran rejimi için bu olaylar, uluslararası itibarını ciddi şekilde zedeledi. Ancak iç politikada ise rejimin sertleşme eğilimi devam etti. Reşt Valisi Said Rızaei, olayları 'dış güçlerin kışkırtması' olarak nitelendirerek, 'İslam Cumhuriyeti'nin güvenliğini tehdit edenlere karşı hoşgörü gösterilmeyecektir' açıklamasında bulundu. Bu açıklamalar, rejimin sorumluluğu üstlenmek yerine suçu başkalarına atmaya çalıştığını gösteriyordu.
İran içindeki muhalif gruplar ve diaspora toplulukları, Reşt'teki olayları 'İran rejiminin son çırpınışları' olarak yorumladılar. Ancak baskının artmasıyla birlikte, protestoların doğası da değişmeye başladı. Halkın öfkesi ve çaresizliği daha da büyüdü. Özellikle Reşt ve çevresindeki şehirlerde, birçok aile yakınlarının akıbeti hakkında bilgi alamıyordu. IHR'nin takip ettiğine göre, gözaltına alınan yüzlerce kişiden birçoğu, aylarca hücre hapsinde tutuldu ve işkenceye maruz kaldı. Reşt'in iki gecesi, sadece bir şehirde yaşanan trajik olaylar değil, aynı zamanda İran rejiminin insan hakları ihlallerindeki derinleşmeyi gösteren acı bir örnekti. Bu dönem, İran halkının hafızasına kazınmış, kapanmaz bir yara açtı.
Kurbanların Hikayeleri ve Toplum Üzerindeki Etkisi
Reşt'in iki gecesinde hayatını kaybedenler arasında, üniversite öğrencileri, esnaf, kadın hakları savunucuları ve hatta yoldan geçen siviller vardı. 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Kaveh Naderi, Kültür Meydanı'nda güvenlik güçleri tarafından başından vurularak öldürüldü. Annesi, IranWire'a verdiği demeçte, 'Benim Kaveh'im sadece özgürlük istiyordu. Şimdi nerede adalet?' diyerek feryat ediyordu. 45 yaşındaki esnaf Leyla Karimzadeh ise, dükkanını kapatıp evine dönerken çıkan çatışmalar arasında kalarak can verdi. Bu kişisel trajediler, sadece ailelerini değil, şehrin tüm dokusunu derinden etkiledi. İran İnsan Hakları aktivistleri, her kurbanın ismini ve hikayesini belgelemeye çalışarak, olayların unutulmamasını sağlamaya çabalıyordu.
Katliamların ardından Reşt'te uzun süreli bir yas ve korku dalgası yaşandı. Birçok aile, çocuklarını sokağa göndermekte tereddüt etti. Şehrin kültürel ve sosyal yaşamı adeta durma noktasına geldi. Rejim, olayların ardından katı bir sansür uygulayarak, bilgi akışını kontrol altında tutmaya çalıştı. Ancak yerel halkın dayanışması ve olayı unutmama çabaları her şeye rağmen devam etti. Gizlice yapılan anmalar, duvarlara yazılan sloganlar ve sosyal medyada paylaşılan hatıralar, Reşt'in direniş ruhunun tamamen kırılamadığını gösteriyordu. Bu olaylar, İran'daki muhalefet hareketinin seyrini ve rejimin baskıcı doğasını anlamak için kritik bir dönüm noktası oldu.
İleriye Dönük Bir Bakış: Umut ve Direniş
Reşt'in iki gecesi, İran tarihinde karanlık bir sayfa açmış olsa da, halkın direniş azmini tamamen söndüremedi. Aksine, bazı kesimlerde öfkeyi ve hak arama mücadelesini daha da keskinleştirdi. Katliamların üzerinden geçen zamanla birlikte, bu olaylar, rejimin ne kadar ileri gidebileceğini gösteren bir uyarı işareti haline geldi. İran halkının, özellikle de kadınların ve gençlerin özgürlük arayışı devam ediyor. Uluslararası toplumun da bu tür insan hakları ihlallerine karşı daha etkin ve kararlı duruş sergilemesi bekleniyor. Reşt'in hatırası, İran'da değişim mücadelesi verenler için hem bir yas kaynağı hem de bir ilham kaynağı olmaya devam edecektir. Gelecekte, Reşt'in adı, kaybedilen canlarla birlikte, yıkılmayan bir ruhun sembolü olarak anılacak, adalet arayışı hiç bitmeyecektir.
Sources
- Amnesty International Report: Iran's Bloody Crackdown
- Iran Human Rights (IHR) Annual Report 2026
- BBC Türkçe: Reşt'teki Katliamda Son Dakika Gelişmeleri
- Reuters: Iran's Rasht City Suffers Heaviest Casualties in Protest Crackdown
- IranWire: Witnesses Describe Horrific Scenes in Rasht
- Boroumand Center for Human Rights in Iran: Data on Protests 2025
